Güvenli Cilt Bakimi


Giris

Kullanmaktan Kaçinin
Kimyasal Koruyucular
Kimyasal Günes Koruyuculari
Parfüm
Kimyasal Renklendiriciler
Mineral Yaglar
Hayvansal kökenli içerik maddeleri
Oksijen
Kagit Ambalaj

Sinirli Kullanim
Eterik yaglar

Siddetle Tavsiye Edilenler
Cilde Özdes Içerik Maddeleri
Bitkisel Yaglar
Yag Asitleri
Vitaminler
Mineraller
Lipozomlar
Seramidler
Amino Asitler
Nemlendiriciler
Besin



Kimyasal Koruyucular - Parabenler

Parabenler, kozmetik ve ilaç endüstrilerinde koruyucu olarak yaygın bir biçimde kullanılan bir grup kimyasaldır. Bu bileşikler ve onların tuzları esasen bakteri ve mantarları yok edici özelliklerinden dolayı kullanılmaktadır. Bunlar şampuanlarda, çoğu cilt bakım ürünlerinde, erkekler için olan kozmetik ürünleri ve banyo malzemelerinde, bebek bakım ürünlerinde, kişisel yağlarda, topikal ilaçlarda, bronzlaştırıcı losyonlarda ve diş macununda bulunurlar.  Ayrıca gıda katkısı olarak da kullanılırlar. Ne yazık ki Parabenler ciltte tahriş ve kontakt dermatit’e, Rosacea’ya, paraben alerjilerineve erken yaşlanmaya neden olabilirler.

Bilimsel çalışmalar, göğüs tümörlerinden alınan örneklerde parabenlerin bulunduğunu göstermiştir, bu çalışmalar daha ileri araştırmaların yapılması çağrısıyla sonuçlanmıştır. Yine aynı çalışma, koltukaltı deodorantları ve diğer kozmetiklerin göğüs dokusuna geçebildiği ve tümörlerin büyümesine katkıda bulunduğu inancını güçlendirmiştir. Bazı bilim adamları, İngiltereli bilim adamları tarafından yürütülen ve göğüs tümörlerinden alınan örneklerde kimyasal koruyucuların bulunduğunu gösteren bir çalışmaya dayanarak, bunun göğüs kanseriyle ilişkili olduğuna inanmaktadırlar. Analiz edilen 20 göğüs tümörünün 18’inde yüksek konsantrasyonlarda parabenlere rastlanmıştır. Bu kanıtı destekleyen başka bir durum da parabenlerin, göğüs kanserinin ilerlemesinde önemli rol oynadığı bilinen östrojen hormonunu taklit edebilme yeteneğidir. Bazı östrojenlerin, tümörlerin büyümesini tetiklediği bilinmektedir.Göğüs kanserinin kadınlar için çok ölümcül olduğu ve genç kadınların çok yüksek oranda koltukaltı deodorantı kullandığı düşünülecek olursa,  parabenler ve vücutta nerelerde bulundukları hakkında uygun olarak finanse edilmiş daha ileri araştırmalar yürütmemiz gerekir.” diyor Dr.Philip Harvey, Uygulamalı Toksikoloji Dergisi’nin editörü. Bu dergide ayrıca, Reading Üniversitesi’nde Moleküler biyolog olan Philippa Darbre’nin, tümörlerde rastlanan paraben esterlerinin, bunların cilde uygulan birşeyden örneğin koltukaltı deodorantı, krem, genel cilt bakımı ürünleri veya vücut spreylerinden geldiğini gösterdiğine dair yaptığı araştırma da yayınlanmıştır.
Bu çalışma, çoğu kozmetiklerde ve terleme önleyicilerde kullanılan bütilparaben, metilparaben ve diğer parabenlerin kullanımıyla ilgili endişelere yol açmıştır.

Beden Yükü
Beden yükü çok fazla olduğunda hastalanırız ve bağışıklık sistemimiz risk altına girer. Tahriş edici maddeler hücrelere girdiği zaman alerji oluşur. Beden yükünün daha ileri aşaması ise kanserle sonuçlanabilir.
Hem doğal yollarla oluşan hem de insan yapımı olan zehirli kimyasallar genellikle insan vücuduna girerler. Onları soluyabilir, kirlenmiş gıda veya suyla yutabilir veya bazı durumlarda cilldimizden emilme yoluyla alabiliriz. Çoğu zehirli kimyasal Kozmetik ürünlerin pek çok çeşidinde bulunur. Hamile bir kadın bunları plasenta yoluyla gelişmekte olan ceninine iletebilir. “Beden yükü” terimi, bu kimyasalların belirlenen bir zamanda insan vücudunda bulunan toplam miktarını ifade etmektedir. Bazen özel, tek bir kimyasalın beden yükünü incelemek de ayrıca yararlı olabilir; örneğin kurşun, civa veya dioksin.

Bazı kimyasallar veya onların yıkım ürünleri (metabolitleri) dışarı atılmadan önce vücudumuzda çok kısa bir süre kalırlar, fakat böyle kimyasallara sürekli maruz kalmak “kalıcı” bir beden yükü oluşturabilir. Örneğin arseniğin çoğu, maruz kalmadan itibaren 72 saat içinde atılır. Halbuki diğer kimyasallar kolayca atılmazlar ve kanımızda, spermlerde, kaslarda, kemiklerde, beyin dokusu ya da diğer organlarda yıllarca kalabilirler. DDT gibi klorlu pestisidler vücutta 50 yıl kalabilirler. Ya çabuk nüfuz eden ya da vücutta depolanan kimyasalların beden yükü testi, bize bireylerin kendine özgü kimyasal yükünü gösterebilir ve hayatımız boyunca her gün maruz kaldığımız kimyasalların çeşitlerini aydınlatabilir. Amerika’da kullanılan yaklaşık 80,000 kimyasaldan kaç tanesinin bizim kimyasal beden yükümüzün bir parçası olabileceğini bilmiyoruz, fakat bu kimyasalların yüzlercesinin dünyanın heryerindeki insanların vücudunda ölçüldüğünü biliyoruz. Parabenler vücutta uzun süreler boyunca depolanan kimyasallardır ve bu nedenle zararlıdırlar.
Bilim adamları bugün yaşayan herkesin, vücudunda en az 700 atık madde taşıdığını tahmin etmektedir. Çünkü pekçok kimyasalın toz parçacıklarına tutunarak ve/veya hava ve su akımlarını yakalayarak üretildikleri veya kullanıldıkları yerlerden çok uzaklara taşınabilme kabiliyetleri vardır; yerküre kimyasal bir çorbanın içinde yüzmektedir. Vücutlarımızın bu kimyasalları absorplamaktan ve bazen de uzun süreler boyunca depolamaktan başka şansı yoktur.

Anne Sütündeki Kimyasallar
Başka bir maruz kalma kaynağı da annelerimizin kimyasal beden yüküdür. Hamilelik boyunca bir kadının vücudunda depolanan kimyasallar, zarara yol açabilecekleri plasentaya geçme yetisine sahiptirler. Ayrıca bir annenin vücudundaki bazı kimyasallar,  o anne sütünü üretirken harekete geçerek göğüslere taşınır. Bu kimyasallar daha sonra emzirme sırasında bebeğe geçer. Son araştırmaların da gösterdiği gibi, anne sütü bağışıklıksal, besinsel ve psikolojik açıdan sağladığı yararlardan dolayı bebeklere en iyi besini sağlar. Endüstriyel kimyasalların anne sütünü kirlettiği gerçeği trajiktir. Tersine, anne sütü, ceninin gelişmesi boyunca kirleticiler tarafından verilen zararın bir kısmını dengeler görünmektedir. Uterodan ve emzirmeyle annelerimizden aldığımız kimyasalların bazıları, annelerimizin bize istemeyerek bıraktığı bir miras olarak yıllarca bizimle kalır ve onların beden yükü bizim de beden yükümüz haline gelir.

Genetik Bozukluklar
Bazen bir kimyasal madde vücuttaki hücrelere ve dokulara hücum eder; onlara zarar verir veya onları öldürür. Bazı kimyasallar hücrenin çekirdeğindeki genetik materyale hücum eder, doğrudan DNA’ya zarar vererek gelecek nesile geçen kalıtsal bir bozukluğa neden olabilir. Bu durum; kanser, doğum bozuklukları, gelişme veya üreme düzensizliklerine yol açabilecek bir dizi vaka oluşturabilen gen mutasyonlarına yol açabilir. Kansere yol açan kimyasallara kanserojenler adı verilir. Doğum bozukluklarına yol açan kimyasallara teratojenler adı verilir (Teratojenez). Fetusun, bebeğin veya çocuğun normal gelişimine zarar veren veya üretken dokularımıza zarar veren kimyasallara gelişimsel/üretken zehirler denir. Bazı kimyasallar, normal hormonal işlevlere etki edebilme yetilerinden dolayı zarara yol açabilirler. Bu tür kimyasallara endokrin bozucular denir. Endokrin bozucular, önemli sağlık sorunlarına sebep olan kimyasallardır. Bu çeşitli mekanizmalardan dolayı, zehirli kimyasallar uzun bir sağlık problemi listesine neden olabilirler. Bu problemlere akciğerler, karaciğer, böbrekler, kemikler, kan, beyin ve diğer sinirlerin doğrudan hasar görmesi de dahildir. Sağlık açısından, kimyasallara ve metallere maruz kalmaktan kaynaklanan yüzlerce ters etki vardır. Bu potansiyel etkiler kanser; yüksek kan basıncı; astım; dikkat,hafıza, öğrenme ve IQ bozuklukları; Parkinson benzeri hastalıklar; kısırlık; anne sütünde azalma; endometriyoz; genital bozukluk; periferik sinirlerde hasar; ve bağışıklık sisteminde işlev bozukluklarını içerir.

Hormonlar
Hormonlar, fetusun,bebeğin ve çocuğun gelişimini yönetmede çok önemli rol onarlar. Tabi ki hormonlar yetişkinlerde de önemlidir; vücuttaki çoğu sistemin normal işleyişi için çok kritik faktörlerdir. Hormonlar hakkında en şaşırtıcı olan şey, çok az miktarlarda bulunmaları ve bu küçük miktarların çok çok büyük etkiler oluşturmasıdır. En önemlisi de, büyümenin kritik bir safhasında bir endokrin bozucuya az miktarda maruz kalınması bile ömür boyu sürecek etkilere neden olabilir. Örneğin gelişmekte olan fetus, bir hormonla yabancı bir kimyasalı karıştırabilir ve bu durumda gelişen dokulara yanlış bir “sinyal” gönderilebilir. Erken dönemde meydana gelen bu yanlışlıklar bebeğin gelişmekte olan bağışıklık, üreme veya sinir sisteminde kalıcı hasara neden olabilir.

Cilt bakımı ürünlerindeki parabenler ve kanserle sonuçlanabilen endokrin bozuklukları arasında doğrudan bir bağlantı vardır.
Sağlık ve güvenliğe kim dikkat ediyor? 80,000 ticari kimyasalın yalnızca çok küçük bir yüzdesi, sağlık açısından oluşturduğu potansiyel bir etki nedeniyle elenmiştir; örneğin kanser, üretkenlik toksisitesi, gelişimsel toksisite veya bağışıklık sistemi üzerindeki etkiler gibi. Yaklaşık 15,000 test edilmiş kimyasal arasından sadece birkaç tanesi maruz kalmanın taşıdığı potansiyel risklerin doğru değerlendirilmesi için yeterince araştırılmıştır. Gerçek hayatta kişiler kimyasalların kombinasyonlarına maruz kalmaktadır, fakat  her kimyasal gerçek hayatın aksine ayrı ayrı test edilir. Gerçekte, hiçkimse tek bir kimyasala maruz kalmaz, aksine içeriklerin birbiriyle etkileşebileceği ve tahmin edilemeyecek sağlık sorunlarına yol açabileceği bir kimyasal çorbaya maruz kalır.

Amerika’da ve dünyada elde edilebilen beden yükü verileri, hava, su, toprak, besin ve vahşi hayatta bulunan kimyasal seviyelerine ait muazzam verilerle karşılaştırıldığında son derece kısıtlıdır. Sahip olduğumuz beden yükü verileri çok az sayıda kimyasalı kapsamaktadır.

Makale ve yorumlarından sağladığımız bilgiler için teşekkür ederiz:

·  Wikipedia
·  Bu sitedeki bilgiler; sağlık proesyonelleri, bilim adamları, halk grupları ve kimyasal beden yükü ile ilgili çevresel organizasyonların işbirliği ile geliştirilmiştir.
·  The Journal of Toxicology


Daha fazlası >

Lütfen bu sayfayı arkadaşınıza önerin >



E-mailiniz:

Arkadasinizin e-maili:



Iletisim Lokasyon Site haritasi Privacy Feragat Developed by Inanirlar Facebook Twitter YouTube