Güvenli Cilt Bakimi


Giris

Kullanmaktan Kaçinin
Kimyasal Koruyucular
Kimyasal Günes Koruyuculari
Parfüm
Kimyasal Renklendiriciler
Mineral Yaglar
Hayvansal kökenli içerik maddeleri
Oksijen
Kagit Ambalaj

Sinirli Kullanim
Eterik yaglar

Siddetle Tavsiye Edilenler
Cilde Özdes Içerik Maddeleri
Bitkisel Yaglar
Yag Asitleri
Vitaminler
Mineraller
Lipozomlar
Seramidler
Amino Asitler
Nemlendiriciler
Besin

Amino Asitler

Amino asitler canlılarda bulunan bütün proteinleri oluşturan organik asit çeşitlerine verilen isimdir. Bilim adamları ise amino asitleri, proteinleri oluşturan yapı taşları olarak adlandırır. Bütün aminoasitler karbon, hidrojen, oksijen ve nitrojen (azot) içerir. Bazı aminoasitler ise sülfür (kükürt) içerir.

Aminoasitler yaşam için kritik bir öneme sahiptir ve metabolizmada çeşitli roller oynar. En önemli fonksiyonlarından biri, amino asitlerin doğrusal zinciri olan proteinlerin yapı taşı olmalarıdır. Aminoasitlerin eşsiz senteziyle oluşan ana yapı, protein olarak tanımlanır. Nasıl alfabenin harfleri neredeyse sonsuz çeşitlilikte kelime oluşturabiliyorsa,  aminoasitler de birbirine bağlanarak çeşitli zincirler halinde çok farklı proteinler oluşturabilirler. Amino asitler, S-Adenozil Metiyoninde  koenzimleri  şekillendiren veya  moleküllerin biyosentez  öncüllerinden olan hem molekülü  gibi  bir çok  biyolojik molekül için de çok önemlidir.  Biyokimyadaki bu merkezi rolü sebebiyle, amino asitler besin maddelerinde de çok önemlidir.

İnsanoğlu, dokuların oluşması için gerekli olan 22 amino asit türünün hepsini üretemez. Yetişkinler, 8 aminoasiti yedikleri gıdalardan almalıdır, çocukların ise gıdalardan 9 amino asiti almaları gerekir. 22 standart amino asitten sekizi gerekli amino asitler olarak adlandırılır, çünkü; insan vücudu normal büyüme için gerekli olan seviyedeki amino asiti başka bileşimlerden sentezleyemez ve bu yüzden bu aminoasitler alınan gıdalardan elde edilmek zorundadır. Buna rağmen sistein, treonin, trozin, histidin ve arjinin amino asitleri çocuklar için semi essensiyel aminoasitler olduğundan bu durumda da bir karışıklık söz konusudur. Çünkü bu aminoasitleri sentezleyen metabolik yol tam anlamıyla gelişme gösteremez. Alınması gereken miktar bireylerin yaşına ve sağlık duruma göre farklılık gösterdiğinden, besinlerden alınan bazı amino asitlerin gerekli miktarları hakkında genel bilgiler vermek zordur.

Gerekli olmayan amino asitler vücut tarafından üretilebilir.
Gerekli amino asitler: İzolosin, Lösin, Lizin, Metionin, Treonin, Triptofan ve Valin.
Gerekli olmayan amino asitler: Alanin, Asparagin, Aspartik asit, Sistein, Glutamic asit, Glutamin, Glisin, Prolin, Serin,  Tirozin, Arginin, Histidin.
Yumurtanın beyazı, süt ürünleri, et, baklagiller ve balık gibi gıdalardaki protein, aminoasit kaynağıdır.
Bizler Point of Skin de hayvan kaynaklı amino asit alımını desteklemiyoruz. Vücut, Amino asitler sayesinde yediğimiz yiyecekleri parçalar ve sonra onları polipeptitler olarak adlandırılan uzun zincirler halinde yeni doku oluşturulmasında gerekli olan belirli proteinleri oluşturmak için birbirine bağlar (Proteinler her bir insan hücresinde bulunmaktadır). Vücut, birbirinden farklı bir çok türde protein üretebilmektedir. Bu ise, yüzlerce kadar amino asidin birleşmesiyle tek bir protein oluşabildiğinde gerçekleşir. Ayrıca vücut birbirinden farklı proteinler ürettiğinden amino asitlerin sırasında da değişmeler görülür.

Proteinler, insan vücudundaki her bir hücrenin büyük bir bölümünü oluşturur. Bu yüzden proteinler kemik, kıkırdak ve kas gibi vücut dokularının oluşumu, korunması ve onarımı için gereklidir. Bunun yanı sıra her hücre enzimler olarak adlandırılan proteinler de içerir. Enzimler, hücre içinde kimyasal reaksiyonlar gerçekleştirmekle görevlidir. Bu yüzden, enzimler olmadan hücreler kendi işlevlerini yerine getiremez. Antikorlar ise, kanın içinde bulunan ve vücudu hastalıklardan korumaya yardımcı olan proteinlerdir. Çoğu hormonlar da büyümeyi, gelişmeyi ve üremeyi kontrol altında tutan bir çeşit proteindir. Ayrıca vücut, bu proteinleri yeterli miktarda karbonhidrat ve yağ alımı olmadığında enerji kaynağı olarak kullanmaktadır.
Proteinler sindirildikten sonra midedeki hidroklorik asid, protein moleküllerinin kalınlaşmasını ve birbirleriyle kümeleşmelerini sağlamaktadır. Mide ve bağırsaklardaki enzimler kalınlaşmış proteinleri parçalar ve böylece bireysel aminoasitler elde edilir. Amino asitler kana karışır ve tüm vücuda taşınır. Vücuttaki her hücre, Amino asitleri, ihtiyaç duyduğu proteinlerin içerisinde toplar. Bu süreç ‘DNA’ larımız (her hücrenin çekirdeğinde bulunan bir madde) tarafından kontrol altına alınır.

Bazı basit proteinler, 4 farklı ve daha kompleks olan yaklaşık 20 tane amino asitten meydana gelmektedir.  
Diet yaparken yetersiz miktarda protein alımı, enerji kaybına, gelişme problemlerine ve zayıflamış bir sindirim sistemine yol açmaktadır. Protein eksikliği ödem oluşumuna neden olmaktadır. Bu durumda sıvılar vücudun dokusunda birikir ve bu dokuların şişmesine neden olur. Çok fazla protein eksikliği karaciğer hasarına da yol açabilmektedir.

Yetersiz miktarda protein alımı, vücudun kendi kendine zarar vermesine ve protein ihtiyacını kaslardan ya da karaciğerden karşılamasına da neden olmaktadır. Proteinler, günlük beslenme düzenimizin bir parçası olmalıdır, çünkü vücut, proteinleri bir sonraki kullanım için depolayamaz.

Güzelliği göz önüne alırsak, Amino asitlerin yeterince alınmaması ve bu yüzden protein eksikliği oluşumu, daha az hücrenin cildin yüzeyine ulaşmasına, cildin sıkılığının ve tonunun azalmasına ve sonuç itibariyle erken yaşlanmaya yol açmaktadır.



Kaynakçaya teşekkürler:

  • Dünya ansiklopedisine teşekkürler
  • Wikipedia

Daha fazlasi >

Lütfen bu sayfayi bir arkadasiniza önerin >



E-mailiniz:

Arkadasinizin e-maili:



 

Iletisim Lokasyon Site haritasi Privacy Feragat Developed by Inanirlar Facebook Twitter YouTube